EZBER BOZAN RAMAZAN

2770

Allahın selamı üzerinize olsun.

Ailedeki herkesin gecenin bir vaktinde kalkıp yemek yemesi, gün içerisinde aç ve susuz kalması çocukken idrak edebileceğim bir durum değildi. Bunun bir ibadet biçimi olması beni hem şaşırtmış hem de kaygılandırmıştı. Şaşkınlığım bu insanların kendilerine nasıl engel oldukları. Kaygım ise açlığın bünyeye vereceği zarar noktasında idi. Sonra annem oruç tutanları bir nebze anlayabilmem için tekne orucu tutabileceğimi söyledi. Ben de orucu tüm gün yerine öğle vaktine kadar tutarak işe başlamıştım. Ailedeki herkesin bana küçük iftarlıklar alması, bu ibadetle mükâfatlandırılacağımı bilmek beni daha da teşvik etmiş ve dayanma gücümü artırmıştı. Ayrıca oruç hakkında oturtamadığım düşüncelerim de yavaş yavaş yerini yüce bir sorumluluk duygusuna bırakıyordu. Artık babamla pide kuyruğuna giriyor, anneme iftar sofrasında yardımcı oluyor ve horoz şekerimi ablamın yanında yemiyordum. Artık empati kuruyor, onlara yardımcı oluyordum.

Küçükken dikkatimi çeken bir şey daha vardı ki büyüklerimize iftar ziyarete gittiğimizde çocukluklarındaki Ramazanlara dair özlemlerini dillendirmeleriydi. Şimdi onları da anlıyorum çünkü bende kendi çocukluğumdaki bayramlara ve Ramazanlara özlem duyuyorum. Ama ‘Nerede o eski Ramazanlar’ gibi bir serzenişin ardına düşmüyorum. Çünkü asıl olanın yaşadığımız dönem değil taşıdığımız şuur olduğuna inanıyorum. O yüzden Ramazan ayının muhabbetini bereketini bilhassa çocuklarla paylaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Çocuklarımızı namaza, oruca teşvik etmeli ve küçük hediyelerle onları sevindirmeliyiz. Evlatlarımızın sabrı ve diğer gamlığı en önemlisi dini değerleri öğrenmesini sağlamalıyız. Zira İnsan yetiştiği çevrenin ve değerlerin etkisini üzerinde taşır. Tabiri caizse nasıl yetiştiyse meyvesini öyle verir. Bu da çocukluğunda aldığı dini, ahlaki eğitimi bugün bir bilinç ve idrak seviyesine taşımasıdır. Nitekim Ramazan ayının nasıl idrak edileceği, kişiyi hayır ve hasenata nasıl sevk edeceğine dair soru işaretleri de bu bilincin gereğidir.

Bu sorular karşısında herkes kendi yanıtını verebilir ama benim yanıtım ibadetlerimize hassasiyetle yaklaşmamızın yanında akrabalarımızla iftar yapmak olacak. Hele ki akraba ve komşuya muhabbetin azaldığı şu dönemde önce yakınlarımızdan başlamalıyız. Çünkü Ramazan ayı yalnız değil sevdiklerimizle geçirmemiz gerektiğimiz özel bir ay. Ramazan ayı yiyip içip eğlenmek yerine İslam’ın meveddeti ve yüce değerleri çerçevesinde konuşabileceğimiz, vahyi layıkıyla idrak edebileceğimiz bir ay.

Ramazan ayını idrak etme noktasında dedemin anlattığı şu hikâye her zaman benim için bir emsal niteliğinde olmuştur. Ülkenin birinde savaş sonrası evine dönen müfrezenin uzun ve karanlık bir tünelden geçmesi gerekmiş. Komutan tünele girmeden önce ordusuna tünelde yerde bulunan taşlardan ceplerine doldurmalarını istemiş. Kimi askerler ’’Karanlıkta önümüzü görmüyoruz, yerden taş mı toplayacağız?’’  diye hiç taş toplamamış. Kimi askerler ‘’ biraz toplayayım komutana hiç toplamadım demem’’ diye birazını almış. Kimi askerler de emre itaat edip ceplerini torbalarını taşlarla doldurmuş. Derken tünel bitmiş ve güneş ışığını göstermiş. Askerler topladıkları taşların altın olduğunu görmüş. Ve kimi hiç altın almadığı için pişman olmuş kimi keşke biraz daha fazla alsaymışım diye pişman olmuş, cebini ve torbasını altınla dolduranlar ise mutlu bir şekilde evlerine dönmüşler. Bu hikayeyi bir metafor olarak ele alırsak; yılda bir gelen bu ayın hikmetini gerektiği gibi kavrayamayışımız bizi bu ayı fuzuli geçirmeye sevk etmemelidir. Bu ayın Allah’tan bir nimet olduğunu unutmadan bizim bu ayı iyi değerlendirmemiz gerekir. Ramazan ayını bize Kuran’ı getirdiğini bilerek idrak etmeliyiz.

Ramazanlarımız Kuran’ı okuduğumuz, anladığımız ve peygamberimizin sünneti doğrultusunda yaşadığımız ve yaşattığımız kadar mübarektir. Ramazan ayını Kuran ayı telakki edip aklımızı, şahsiyetimizi ve hayatımızı yeniden inşa etmemiz gerekir. İnşallah Bu inşa sürecini hem insanlarla olan ilişkilerimiz bağlamında değerlendirmeli hem de kendimizi gözden geçireceğimiz bir dönem olarak telakki edebiliriz. Orucumuzun bizi terbiye ettiği, Namazlarımızın bizi birleştirdiği, Kuran’ın bizi ihya ettiği Ramazanlarımız olsun. Her ayımız Ramazan gibi olsun.

Hayırlı Ramazanlar…

Kaynak : http://yenisehirim.com/yazar/hilalcoban.html.html

Yazarın Tüm Yazıları

EZBER BOZAN RAMAZAN

İNSANLIĞA DÖNÜŞ

MERHAMET İNSANI

GENÇLERDE KİMLİK BUNALIMI